18 Temmuz 2013 Perşembe

İSLAM TIBBI.



İSLAM TIBBI.

Ortaçağ İslam medeniyetinde, İslam medeniyetinin dili (lingua franca) Arapça ile ifade edilen tıp teori ve uygulamalarının bütününe verilen ad. Tıp tarihinde Arap tıbbı terimi de kullanılmakla birlikte dönemin önemli bazı fig...ü...rleri Arap olmadığı gibi Rey, Hamedan gibi Fars şehirlerinde yaşamaktaydılar. (1)
Islam tıbbı, İslam peygamberi Muhammed dönemindeki geleneksel Arap tıbbından ol...duğu kadar, antik Helen (Grek-Roma) tıbbı Unani'den, antik Hint tıbbı Ayurveda'dan ve antik Iran tıbbından etkilenmiştir.


Kaynakları
İslam tıbbı Muhammed'in sözleriyle başlatılmaktadır. Sahih-i Buhari, Sünen-i Ebu Davud ve Muvatta gibi hadis kaynaklarında Muhammed'den sağlık ile ilgili aşşağıdaki ve benzer sözler (hadis) aktarılmıştır:


"Allah devası olmayan hiçbir hastalık yaratmamıştır" (Sahih-i Buhari) "Tıbbi tedavileri kullanın zira Allah yaşlılık haricinde tedavisi olmayan bir rahatsızlık yaratmamıştır" (Sünen-i Ebu Davud) "Rahatsızlığı gönderen onun devasını da göndermiştir." (Muvatta)


Peygamberin yukarıdaki hadislerinin de yönlendirmesiyle müslümanlar ölüm dışında her hastalığın bir tedavisi olduğuna inanmışlardır. İslam tıbbının ilk dönem yazarları genellikle doktorlardan çok din adamları olmuştur.


İlk Müslüman hekimin Muhammed’in ashabından ve aynı zamanda teyzesinin kocası olan Hâris b. Kelede (Kaladân) olduğu aktarılmaktadır. Rivayete göre Kelede, Muhammed’in teşvikiyle tıp sanatını öğrenmek ve araştırmak için Cündişapur’a (İran) gitmiştir.

Peygamberin bu teşvikine karşılık ilk dönemlerde müslümanlar arasında tıbba ilgi yeterince fazla olmamış ve bunun neticesi olsa gerek İslâm coğrafyasındaki ilk hekimlerin çoğunluğu Hıristiyan,Yahudi veya İranlı bir kökenli olduğu görülmektedir. Ancak Arapça’nın bilim dili oluşu ve özellikle de bir tıp dili haline gelmesiyle, tıbbî irfanın Arap Müslüman kültür havzasında işlerlik kazanması gerçekleşti


Tarihçe


İslam tıbbının doğuşu ve gelişimi kabaca üç evreden geçmiştir:


1- Yabancı kaynakların Arapça'ya tercüme edildiği ilk evre. Bu evre yaklaşık olarak M.S.7 ve 8.yüzyıllar arasına tekabül etmektedir.


2- Müslüman tıp adamlarının tıb bilime özgün katkılarının ve başarılarının olduğu ikinci evre. Bu evre M.S.9-13. yüzyıllar arasındadır.


3- M.S.13.yüzyıl sonrasındaki üçüncü evre. Bu evrede diğer bilim alanlarında olduğu gibi tıp alanında da bir durgunlaşma ve gerileme sözkonusu olmuştur.
İlk evrede Suriyeli ve İranlı bilginler Yunanca ve Süryanice antik literatürden felsefe, astroloji ve tıp gibi alanları da içeren bilim dallarından tercümeler yapmışlardır. Abbasi Halifesi el-Memun gibi müslüman idareciler tercümanları paraca destekleyerek bu faaliyetlerin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Tercümanların büyük çoğunluğu Hristiyan olmakla birlikte müslüman idareciler tarafından saygı görmüş ve faaliyetleri desteklenmiştir. (2)


M.S. 9. yüzyılda Hüneyn İbn İshak Yunan tıbbının babası Galen'in çok sayıda eserlerini Arapça'ya çevirmişti. Ayrıca Gundişapur'daki Ortaçağ Pers döneminin eserleri ve Hint dünyasından Suşruta Samhita, Çaraka Samhita gibi eserler de Arap diline aktarılmıştı. Kısa bir zaman sonra müslüman doktorlar anatomi, bakteriyoloji, mikrobiyoloji, oftalmoloji, patoloji, farmakoloji, fizyoloji, psikoloji, cerrahi ve farmakolojik bilimler gibi tıbbın çeşitli alanlarında katkıda bulunmaya başladılar. İslam doktor ve bilginleri bu medeniyenin önemli bir parçası olan tıp alanında teori ve pratiği biraraya getirdikleri geniş ve kompleks bir tıp literatürü oluşturmuşlardır. Galen ve Hipokrat'ın eserlerini de içeren Helen tıp bilgisi bu literatür vasıtasıyla daha sonra Batı'ya yeniden aktarılmıştır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/İslam_tıbbı
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder