17 Temmuz 2013 Çarşamba

ENDÜLÜS MEDENİYETİ


 
ENDÜLÜS MEDENİYETİ

Arap dindaşlarımızla, Müslüman Türkler karışık olarak birlikte Endülüs’teki kültür ve medeniyetini geliştirirken bir yandan da fetihlere devam ediyorlardı.

Araştırmalarımıza göre özellikle batı için İspanya demenin, Endülüs medreseleri ve medeniyeti-kültürü demek olduğu, batıca bizden daha sağlamdır.

Çünkü o devrin bizdeki kitapları yok olmuş, batıda kaynaklar bulunmuştur. Ne gariptir ki batı bizi inkar edemiyor da, bizi bize inkar ettirebilen mahluklar var koynumuzda beslediğimiz. O zamanki İspanyamızın Endülüs mevkiinde başkentimiz Kurtuba şehri idi. Endülüs’te 80 büyük şehir, 3000 ilçe merkezi vardı. Başkentimiz olan Kurtuba’da 200.000 hane yani ev, bunun 50 tanesi Yahudi idi. 600 cami, 500 hastane, 800 medrese, 900 hamam bulunuyordu. Bu imar, Müslüman, Arap ve Türklerin imarı idi.

Endülüs’te 800 yıl saltanat sürerken, 3700’den fazla savaş yapılmıştır. Oradaki net faal saltanatın hükmü, 8 asırdır. Bu zaman zarfında savaşlardan başka batılı kaynaklardan bulabildiğimiz izleri açıklıyoruz.

Başta; dünyaya sattığımız baharattan, pamuktan iktisadi ve ticari düzenimize eklediğimiz teknik ve sanayimize bakıyoruz. Endüstride pamuktan yapılan cepken yelek ve ceketler, özel bir mahiyet arz ediyordu ki, giyenlerin üstüne türkü yakılıyordu. Günümüzde henüz ona yetişilememiştir.
Kağıt imali ve geliştirmeleri her cins kağıdı ortaya koymuştu. Bu devirde batı, yazı yazmayı dahi bilmiyordu. Bizim o zamanki matbaamız, bugünkünden farksız sayılır. Üçüncü Abdurrahman’ın, devlet dairelerinin evrak sistemini matbu yaptırdığı batıda takdirle anılır.
Teknikde: Pusula ve mıknatıs, daha gelişmelere yol açmıştı. Barut formülleri bir yandan, ateşli savaş araçları, torpillerin de geliştirilmesi devam ediyordu. Topların gelişkin oluşunu ayrıca anmak yerinde olacaktır. Motorlu vasıtaların modeli antikadır batıda.
Sulama usullerine ince su serpişi eklenmesi de hayret vericidir ki, batılıların o zaman yıkanmadıkları, yılda bir iki defa soğuk su ile silindikleri kaydedilir.

Buyurun medeniyeti. Kendimizi hiçe sayan beyefendiler hemen şuraya baksalar yetecek. Batıda kendi vücutlarını yıkamak bilmezlerken, biz yağmurlama usulü bahçelerimizi suluyoruz.
Dünyada ilk defa sayı işaretleri ve matematik bizden çıkmıştır. Dünya, matematik bilimini de öteki dallarda olduğu gibi Müslüman Türklere borçludur.
Ali İbni Abbas, İbni Cessar, İbni Sina, Huneyn, Ebü’ül-Kaasım, İbni Rıdvan, İbn Zühr, İbni Butlan ve İbn Rüşd özellikle Müslüman Türk hekimler olarak tıbbın öncüleridir. Ruh hastalıklarında da İslam dünyası önemli buluşlar, yöntemler ortaya koymuştur.
Müslümanların öncülük ettikleri şeylerden mesela rakamları, cebri usturlabları gibi şeylerden hemen hemen hiç birinin patent hakkı batı’da tanınmış değildir. Aksine pek çok icat günümüzde İngiliz,
 
Fransız, Alman malı sayılmaktadır.
XI. yüzyıl’da (1 070-1080) Salerno Tıp Okulu, Müslüman mirası olarak üstün bir tababet fışkırır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder